Salı , 22 Eylül 2020
Home » Bilim » Derimizin Altında Acıyı Hissetmemizi Elde eden Yeni Bir Organ Ortaya çıkarıldı
schwann hücreleri

Derimizin Altında Acıyı Hissetmemizi Elde eden Yeni Bir Organ Ortaya çıkarıldı

Günümüzde vücudumuzun tüm bölümlerini bildiğimizi ve yeni bir organın artık bulunamayacağını varsayarız sadece İsveç’teki bir ekip, belirli acı türlerini hissetmemizi elde eden, hücrelerden oluşan karmaşık bir ağ keşfettiğini duyurdu. Bulgu, acıyı iyi mi hissettiğimiz ve iyi mi dindireceğimiz hakkında mühim noktaları gün ışığına çıkarabilir.

Normalde cildimizde oluşan hisleri belirli sinir hücrelerinin duyarlı noktaları ile algıladığımız düşünülmektedir. Bu sinir hücreleri, öteki türlerde olduğu şeklinde koruyucu bir miyelin tabakası ile kaplı değildir. Sinir hücreleri, “glia” adında olan hücrelere bağlıdır ve onlar tarafınca hayatta tutulur. Merkezi sinir sisteminin haricinde bulunan glia hücrelerinin en büyük türü Schwann hücreleridir.

schwann hücreleri

Emek vermeyi meydana getiren araştırmacılar, perşembe günü Science dergisinde çalışmalarını yayınladılar. Araştırmacılar, Schwann hücrelerinin kendi sinir hücreleri ile öteki hücrelerden değişik şekilde etkileşim yaptığını keşfetmişler. Bu Schwann hücrelerinden bazılarının sinir hücreleri ile ağ şeklinde yazışma ağı kurduklarını gözlemlemişler. Bu gözlem üstüne fareler üstünde gözlem meydana getiren araştırmacılar, Schwann hücrelerinin acının algılanmasında mühim bir rol oynadıklarını belirtiyorlar.

Mesela bir deneyde farelerin patilerine ışığa duyarlı Schwann hücreleri konulmuş. Işık yandığında fareler acı çekiyormuş şeklinde davranmaya ve patilerini koruma altına almaya başlamışlar. İlerleyen deneylerde de bu hücrelerin soğuk yada sıcak hisleri yerine kesilme ya da çarpma sonucu oluşan mekanik acıya tepki verdikleri gözlemlenmiş.

organ

Schwann hücreleri, cilt süresince karmaşık bir halde sisteme bağlı olduğundan araştırmacılar bu ağın bir organ olarak tanımlanmasını savunuyorlar. İsveç’teki Karolinska Enstitüsü’nden Patrik Ernfors bunu şu şekilde aktarıyor: “Çalışmamış acıya duyarlılığın yalnızca ciltteki sinirlerle değil, hem de yeni keşfedilen acıya duyarlı organda yaşandığını ortaya koyuyor.

Ernfors ve ekibi, son zamanlarda yeni bir organ keşfi yaptığını söyleyen ilk ekip değil. Geçen yıl ABD’deki araştırmacılar, interstitium olarak adlandırdıkları, derinin altında bulunan ve öteki iç organları çevreleyen sıvı dolu bir ağın bir organ olarak kabul edilmesi icap ettiğini savundular.

Patrik Ernfors

Bilimdeki birçok şeyde olduğu şeklinde bu hücreleri ve iyi mi çalıştıklarını incelemek için daha fazlaca emek harcama yapılması gerekiyor. Mesela fareler, insanlarda acının kökenini incelemek için paha biçilmez modellerdir sadece bu hücrelerin insan vücudunda gerçekte iyi mi işlediğine dair hiçbir şey bilemeyiz. Çalışmada meydana getirilen deneylerin hepsi yalnız fareleri içeriyordu. Bu yüzden bu sistem, insanlarda mevcut olmayabilir ya da aynı şekilde mevcut olabilir. Enforns, Gizmodo’ya yapmış olduğu bir açıklamada şunları dile getiriyor:

Hemen hemen insanoğlu üstünde çalışmadık. Bununla beraber farede bulunan tüm duyu organlarının insanlarda da mevcut olduğu göz önüne alındığında, bu organın insan derisinde de mevcut olması mümkündür.

fare deneyi

Bu organın vücudumuzda bulunup bulunmadığı bilinmese de kronik acının önüne ne kadar zor geçilmiş olduğu düşünülünce, herhangi bir potansiyel ipucu değerlendirmeye kıymet.

Mekanik allodini (allodini: tişört giymek şeklinde acı verici olmayan mekanik uyarıcılardan acı hissi yaşamak) çoğu zaman nöropati ile ilişkilendirilir. Mekanik allodiniye sebep olan etmenler hâlâ bilinmemektedir. Bu hücreler (Schwann hücreleri) mekanik acıyı hissetmekte mühim oldukları için mekanik allodini ile de ilişkileri olabilir.

Ekip bundan sonrasında bu hücrelerin acı ile iyi mi etken hâle geldiklerini inceleyecek. Bu emek harcama içinde hücrelerin yüzeylerinde bulunan, mekanik uyarıma neden olan proteinlerin de keşfi bulunuyor. Ekip ek olarak kronik acının tedavi araştırmasında kullanılan hayvan modelleri üstünde meydana getirilen çalışmalarda da yer edinmek istiyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir