Salı , 22 Eylül 2020
Home » Teknoloji » Drone Modellerine İlham Veren Canlılar

Drone Modellerine İlham Veren Canlılar

Her canlının farklı bir yeteneği var. Kimisi ışık üretirken kimisi havada uçabiliyor. Hayvanlardaki hayranlık uyandıran özellikler yeni bir bilim dalını ortaya çıkarmıştır. Türkçe’ye biyotaklit olarak çevrilen Biyomimikri bilim dalı, günümüzde birçok yeni teknolojiye ilham kaynağı olmaktadır. Bunlardan birisi de son yıllarda hızla gelişme gösteren drone teknolojisidir. Drone teknolojisinin ortaya çıkışı ve artan talepler, araştırmacıları hayvan aerodinamiği ve biyolojisi konusuna yöneltti. Yusufçuk böceğinin manevra yeteneği, baykuşların sinekleri sessizce yakalaması ve kuşların havada günlerce uyumadan uçabilmesi drone’lara fikir veren özelliklerden bazılarıdır.

İlham alınan canlılar arasında en yaygın olanı şüphesiz kuşlardır. Bazı kuş çeşitleri göç sırasında uyumadan aylarca uçabilmektedir. Yapılan araştırmalara göre korsan kuşu adı verilen kuşlar, uçarken aynı zamanda mikro uyku yöntemiyle beyinlerini dinlendirmektedir. Yıllardır araştırma konusu olan bu durum drone’ların havada uzun süre kalabilmesi için fikir vermektedir. Tıpkı bu kuşlarda olduğu gibi drone’ların da aylarca havada kalması sağlanmaya çalışılıyor.

Gece avcısı özelliğiyle bilinen baykuşlar için sessiz uçuş uzmanları deyimini kullanmak yanlış olmayacaktır. Neredeyse hiç ses çıkarmadan uçabilen baykuşların bu özelliği geniş kanatlara, kenetlenmiş tüylere ve kadifemsi yüzeye sahip olmasıyla mümkündür. Aynı şekilde drone’lar için sessiz uçuş teknolojisi geliştirmek amacıyla çalışmalar yapılıyor.

Drone teknolojisini geliştirmek için yapılan araştırmalardan biri de hasar görmeleri halinde uçmaya devam edebilmeleri. Bu konuda meyve sinekleri ilham olmakta. Bilindiği gibi bu sinekler bir kanadı hasarlı olsa bile uçabiliyor. İncelenen sineklerden elde edilen sonuca göre bu durumda uçabilmelerinin nedeni havanın yönüne göre farklı şekillerde kanat çırpmaları ve hasarlı kanada göre kendilerini ittirmeleridir.

Uçan canlılar için en önemli problemlerden biri aniden gelen sert rüzgarlardır. Hava akımı ne kadar sert olursa olsun arılar etkilenmeden uçabilmektedir. Şiddetli rüzgarlı havalarda bile polen kaynaklarına sorunsuz gidebilmektedir. Arıları rüzgar tünellerine yerleştirerek nasıl uçtuklarını kaydeden araştırmacılar şu sonuçları elde etti: Arılar sert rüzgarlara karşı kanat çırpma genlik, frekans ve simetrilerini değiştirerek mukavemet kazanıyor. Arıların bu harika tekniği drone’lara uygulanarak türbülansa girmeleri halinde uçmaya devam etmeleri sağlanabilir.

Kuşlar için uçuş sırasında önlerinde çıkan nesnelere çarpmamak ve hızlı manevra yapmak önemlidir. Bu konuda usta olan güvercinleri izleyen araştırmacılar, 3 boyutlu olarak hareketlerini kaydetti. Güvercinler bunu uçuş yönleriyle aynı hizada bulunan boşlukları seçerek gerçekleştiriyor. Kanat çırpışlarında hızlıca değişiklik yaparak rotalarını ayarlayabiliyorlar. Güvercinlerin bu profesyonel yön belirleme ve manevra yeteneği drone’lara uygulanarak güvenli bir şekilde uçmaları sağlanabilir.

Uçuş teknolojilerini geliştirmek için yalnızca uçan canlılardan değil aynı zamanda uçmayan canlılardan da yararlanılıyor. Böceklerin yere düşerken sergiledikleri çeviklik drone’ları çok daha fazla geliştirecek özelliklerden birisi. Örnek olarak küçük çomak böceği kanatsız olmasına rağmen yüksek bir yerden aşağıya doğru düşerken havada kendini düzeltebilmektedir. Bu böcekler 0.3 saniye gibi kısa bir zaman zarfında kendi etraflarında dönerek bacak hareketlerini hava akımına göre ayarlayabiliyorlar. Gerek drone’ların havadaki çevikliği gerekse inişlerin güvenli olması için ilham alınan özelliklerden birisi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir