Pazar , 25 Ekim 2020
Televizyonun Zararları 1 – televizyonun zararlari 5dffa9c533238

Televizyonun Zararları

Televizyonun zararları;

Yirminci yüzyılın en mühim icatlarından bir olan tv, “büyülü kutu” olarak biliniyor. Hakkaten de senelerdir insanları büyülüyor. Sosyo-ekonomik, kültürel, siyasal ve teknolojik birçok gelişmeye öncülük meydana getiren tv, bunca yararına karşın insanlardan bir şeyler de götürüyor. Maddi ve içsel zararlarını sıralamak için sayfalar yetersiz kalabilir. Bilhassa ufaklıklara inanılmaz zararları var. Makalemizde “malum” bu zararları özetlemeye çalıştık.

Toplumsal, Kültürel ve Ruhsal Zararları

Televizyonun aygıt olarak zararlarının yanında gösterilen programların içeriklerinin zararları da yabana atılır benzer biçimde değil. Toplumu dönüştürme özelliği var. Erişkin insanoğlu, bilincinde olmadan tv programlarının tesirinde kalıyor. Peşinden içinden çıkılmaz kültürel ve toplumsal problemler ortaya çıkıyor. Diziler, filmler, magazin ve eğlence programları, haber programları insanlara aynı pencereden oldukça sayıda duyguyu aynı saat diliminde yaşatabiliyor. Tv kumandası, hayatımızı kumanda ediyor diyebiliriz. Televizyonun toplumsal, kültürel ve ruhsal Zaralarını şöyleki sıralayabiliriz;

  • Tv her şeyden ilkin kültürel ve ahlâki değerlerden koparır. Doğal olarak bu durum, izlediğiniz programların içinde ne olduğu ile ilgili.
  • Tv başlangıcında geçen bir yaşam, tipik bir “sedanter yaşam” doğrusu “hareketsiz yaşam” örneğidir. Tv, erişkin insanları fizyolojik aktiviteden uzak bir yaşama alıştırır ve tembelleştirir.
  • Magazin ve eğlence programları adı altında gösterilen kültürel ve ahlâki seviyesi düşük programlar, bilhassa boşluktaki insanları hayal dünyasında yaşatır ve ulaşamayacakları hayatlara özendirir.
  • Hanım ve evlilik programlarındaki negatif diyaloglar, cemiyet içinde önyargılara, ilişkilerde güvensizliğe neden olur.
  • Abartılı ve hakkaten uzak reklamlar, insanları tüketime yönlendirir.
  • Kültürel ve ahlâki değerleri dikkate almayan reklam ve programlar, toplumun kıymet yargılarını negatif etkisinde bırakır.
  • Sertlik ve cinsel içerikli yayınlar, bilhassa gençleri cemiyet ve aile gerçeklerinden kopararak negatif eğilimlere yönlendirir, yetişkinlerde ruhsal sorunlara neden olur.
  • İnsanlar çoğu zaman stres atmak yada kafasındaki düşünceleri dağıtmak için tv izler. “Büyülü kutu” maalesef stresin mühim bir deposudur.
  • Kutuplaştırıcı ve ayrımcı görsel haberler, insanoğlu içinde ayrımcılığı ve değişik kesimler arasındaki çatışmaları körükler.
  • Reyting uğruna insanların zaaflarını kullanan tv kanalları, acıma ve acıma duygularını negatif etkisinde bırakır, öfkelenmelerine neden olur.
  • İnsanları yaşamdan koparır, hayalciliğe yönlendirir.

Sağlığa Zararları

Televizyonların sağlığa zararları da, tespit edilenlerle sınırı olan. Doğrusu tespit edilemeyen, öngörülemeyen onlarca ziyanı olabiliyor. Mesela; tv beslenme aracı değil sadece tv karşısında hareketsiz kalmış olarak obeziteye neden olan faktörleri yerine getirmiş olmuş olursunuz.

  • Tüplü, plazma, LED ve LCD televizyonlar radyasyona sebep olabiliyor. Nükleer santral radyasyonundan değişik da olsa televizyonun yaymış olduğu çeşitli ışınlar bilhassa hormon dengesini bozabiliyor.
  • Katot ışın tüplü ve tüpsüz televizyonların yaymış olduğu x-ışınının -çok yakından izlenmediği sürece- insan sağlığına mühim bir tesiri bulunmuyor.
  • Melatonin hormonu, insan beyninde salgılanır; vücudun uyku düzeninin korunmasına destek verir. Elektromanyetik dalga yoğunluğu arttıkça melatonin hormonunun salgılanması azalır. Tv ekranından yayılan elektromanyetik ışınlar melatonin hormonunun salgılanmasını azaltır ve hormonal bozukluklara yol açabilir. Bu durum, kanseri de tetikleyebiliyor.
  • Görsel içerikler izlerken beyinin tek lobu çalışır ve düşünmeye fırsat vermez; zekâyı verimli kullanmayı engeller.
  • Göz hastalıkları, uykusuzluk, dikkat dağınıklığı, unutkanlık benzer biçimde sorunlara neden olur.

Ufaklıklara Zararları

Uzmanlar senelerdir evlatları televizyondan uzak tutmayı önerir, zararlarından bahseder. Sadece evlatları televizyondan koparamazsınız. Bir kere de biz anlatalım:

  • Gününün mühim bir bölümünü tv karşısında geçiren çocuklarda sosyalleşme ve bireyselleşme sorunları görülür. Ek olarak psiko-sosyal yönleri gelişmez yada yetersiz kalır.
  • Duygusal ilgi ve sevgiye gerekseme duydukları dönemde tv izleyerek zaman öldüren çocuklarda sertlik eğilimi artar.
  • Bebekler, görüntü ve ses aniden verildiği için televizyonlardan oldukça etkilenir. Bu sebeple bebeklere izletilen programlar özenle seçilmelidir.
  • 2-7 yaş arasındaki evlatların fazla tv izlemesi, dil gelişimini negatif etkisinde bırakır. Bazı anne babalar, televizyonların çocuğun konuşmasını sağladığına inanır; sadece uzmanlar bunun tam tersini söylüyor.
  • Çocuklar, tv açıkken izlemese bile sesinden negatif etkilenir. Oyun oynarken dikkati dağılır, dikkat eksikliği sorunları ortaya çıkar.
  • Bilhassa ufak yaşlarındaki çocuklar, televizyonda gördüklerini somut olarak algılar. Doğrusu, çizgi filmdeki sahneleri gerçek zanneder, aynı şeyleri hayata geçirmeye çalışır. Bir sahneden etkilenerek balkondan uçmaya emek vererek düşen, kendini asan evlatların haberlerini duymuşsunuzdur!
  • Televizyonda gördükleri görüntüler korku, gerilim ve şiddete neden olur. Korkulu bir figür travmaya yol açabilir, uykusuzluk sorunları yaşayabilir.
  • Günde 4 saatten fazla tv izleyen evlatların aşırı kiloluluk yada kilo sorunları yaşayabileceği belirtiliyor.
  • Tv başlangıcında zaman geçiren evlatların eğitim yaşamı sekteye uğrayabilir. Doğrusu tv yeterince ders çalışmayan, kitap okumayan bir nesil doğmasına yol açıyor.
  • Buluğluk çağlarında tv bağımlılığı olan çocuklarda ciddi problemler ortaya çıkabilir. Erken yada geç buluğluk yaşanabilir.
  • Ebeveyni tv başlangıcında zaman geçiren bir çocuk, onları model alır ve televizyonu eğlence aracı olarak görmeye adım atar.
  • Ufaklıklara yiyecek yedirmek yada yaramazlık yapmaması için tv karşısına oturtmak, tv alışkanlığını tetikler. Bunu yapmayın!
  • Minik yaşlarda tv seyretme saatleri sınırlandırılmayan çocuklar okul çağlarında tv bağımlısı olabilir.
  • Televizyondan detayları direkt almaya süregelen çocuklar, eylemsiz bir etkinliğe alışır; deneyim ederek yada yaşayarak öğrenme alışkanlıkları kazanamaz.
  • İki yaşındaki evlatların 1 saatten fazla çizgi film izlemesi zihinsel gelişimlerini negatif etkisinde bırakır. Bu zamanda alıcı olan çocuklar, zihinsel gelişimlerini çeşitli faaliyetlerle tamamlamalıdır.
  • Müzik kanalları, evlatların dil ve kontakt becerilerini geliştirmesini engeller.
  • Reklamlardaki ani hareketler, ses ve ritim akışları evlatların oldukça dikkatini çeker. Reklamlardaki bilinçaltı ikazlar, evlatların tutum ve davranışlarını negatif etkisinde bırakır.
  • Reklam ve kliplerdeki mesajlar hiddet, korku ve kaygı doğurabilir.
  • Çocuklardaki tembellik, asosyallik, dostlarıyla ilişki kuramama, korkular, duygu sömürüsü, sertlik eğilimleri, uykusuzluk, kitap okumama ve sorumsuzluk benzer biçimde davranışlar televizyonun yan tesirleri içinde yer ediniyor.

Tv Yardımıyla Ne Kaybederiz?

Tv izleyerek zamanımızı, paramızı ve kim bilir hayatımızı kaybederiz. Ne şekilde mi?

  • Günde 2 saat tv izleyen bir insan 1 yılda 730 saatini tv başlangıcında geçirir. Doğrusu yılda 45 gün tv izliyor anlamına geliyor. 4 saat tv izleyen bir insan yılda 3 ay tv başlangıcında kalıyor. Doğrusu averaj ömrünün neredeyse yüzde 10’u tv izleyerek geçiyor!
  • Bu istatistiksel bilgiler ışığında şu gerçeği belirtelim; Türkiye’de insanoğlu günde averaj 3 saatini tv başlangıcında geçiriyor.
  • Bazı istisnalar haricinde intihar haberlerinin televizyonlarda devamlı yayınlanmasının intihar vakalarını özendirdiği ve artırdığı tespit edilmiş.
  • Türkiye’de bir dönem İstanbul Boğaziçi Köprüsü’nden atlayarak intihar eden insanlarla ilgili oldukça sayıda haber yapılırdı. Neredeyse her gün bir intihar haberi yayınlanırdı. Bazı tv yayıncıları ve haber ajansları, uzmanların da tavsiyesi ile köprüde intihar haberlerini vermemeye başladı. Günümüzde artık “köprüde intihar” haberi neredeyse asla duymuyoruz. Doğrusu televizyonlar intiharı körüklüyor.
  • Türkiye’deki bir araştırmaya gore, anaokulu çağındaki evlatların yüzde 65’i, ilköğretim çağındaki evlatların da yüzde 58’i günde 2 saatten fazla tv izliyor. Bu evlatların yüzde 30’u televizyonu tek başına izliyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir